Fotoğraflar |
|
|
|
| KOBİDER: HES Karşıtları Derelerin Akarını Değil Kendi Akarlarını Düşünüyorlar |

İSTANBUL 20.07.2010 KOBİDER: HES Karşıtları Derelerin Akarını Değil Kendi Akarlarını Düşünüyorlar Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Genel Başkanı Nurettin Özgenç; son zamanlarda Doğu Karadeniz'de artan HES ve baraj projelerine karşı bazı kesimlerce başlatılan protestolar ve karşı duruşların esas gayesi derelerin akarını değil de kendi akarlarını düşünmeleridir. Tutturmuşlar bir "hayır" lafı gidiyor. Ülkeye ve ülke insanına faydalı değil mi diye bakmadan, Nükleer enerjiye hayır, termik santrale hayır, HES'lere hayır, barajlara hayır, köprüye hayır, sigara yasağına hayır, Karadeniz sahil yoluna hayır, referanduma hayır, AB'ye hayır, açılıma hayır, demokrasiye hayır, korkarız bunlar yarın yapılmasını özlemle beklediğimiz Trabzon- Erzincan Demiryolu Projesinin hayata geçirilmesine de "Doğa tahrip ediliyor diye " hayır diyecekler. Elektrik kesintileri yaşandığı zaman dönemin hükümetlerini topa tuttuğumuz günleri unutmayalım. Doğa katlediliyor diye "Vadime dokunma, dereme dokunma" diyeceksin sonrada ışığı yakıp aydınlanacaksın, elektrik sayesinde ısınacaksın sanki bunlardan hiç faydalanmıyormuş gibi bir de tüm bunların üretimine karşı olacaksın, bu ne yaman bir çelişkidir. Özgenç; Dünya üzerindeki tüm insanlığın ortak önem arz eden kaynaklarından birisi su, diğeri ise elektriktir. Ülkelerin gelişmişliğindeki artış doğal olarak elektriğe olan talebi de körüklemekte, bunun sonucunda da talebi karşılayacak arzda sıkıntılar meydana gelmektedir. Tüm ülkeler kendi adına bu sıkıntıyı dindirecek bir takım politikalar geliştirmekte ve hayata geçirmektedir. Ülkemizde de bu konuda birtakım çalışmalara adım atılmakta ancak belli kesimlerce bu süreç baltalanmaktadır. Bizler toplumdaki bireyler olarak kendimize düşen sorumluluğu yerine getirmeli, ülke menfaatine yapılan çalışmaları büyük bir duyarlılıkla desteklemeliyiz. Ancak böyle yapılması durumunda ülkenin kalkınması gerçekleşir. Tüm bunları hatırladığımızda akıllara bu zihniyetin yarın rüzgar ve güneş tarlalarından enerji üretimine de hayır diyecekleri geliyor. Bir ülkenin gelişmişliğinin göstergesi o ülkedeki kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketimi ile orantılanıyor. Bu durumdan anlaşıldığı kadarıyla maalesef Türkiye'nin gelişmiş ülkelerle yanı seviyede olduğunu söylemek mümkün değil. Kişi başına elektrik tüketimi dünya ülkelerinin oldukça altında olan Türkiye'de enerji açığını kapatmanın yolları nihayet yeni yeni aranmaya başlanıyor. Nurettin Özgenç; Dünya ülkelerine kıyasla en pahalı elektriği kullanan, ülkemizin sanayisi ve KOBİ'leridir. Elektriğin bu denli pahalı kullanılması, bununla beraber üretilen ve satılan ürünlerin pahalılaşmasına neden olmaktadır. Türkiye'nin enerji konusunda dışa bağımlılığını önlemenin yolu kendi elektriğini üretmesinden geçer. Bu konuda nükleer santrallere yönelik yatırımların önlenmesi yerine destek olunmalıdır. Enerji santrallerinin kurulmasına karşı olanların arkasında Türkiye'nin kalkınmasını istemeyen yabancı güçlerin olduğu kanaatindeyiz. Öncelikle belirtiriz ki biz prensip olarak, tüm akarsu ve derelerin kurutulmasına asla razı değiliz. Bu bizim olmazsa olmazımızdır. Çünkü; yeşilliğe, sulara ve burada yaşayan bütün canlılara zarar verebilecek her türlü projeye karşı çıkmak KOBİDER olarak bizim asli görevimiz. 7O'li yıllarda ulaşım sorununun çözülmesi için köprülerin yapımına başlanmıştı. Türkiye'nin kalkınmasını istemeyen kesimlerce köprüye hayır sloganları atılarak 2.köprüye karşı çıkılmıştı. Şimdi de aynı şeyin 3.köprünün yapımına ve Türkiye'nin öncelikle odaklanmış olduğu Mersin'de Akkuyu santraline Sinop'taki nükleer santral projesine yapıldığını görüyoruz. İlle de karşı olmak için karşı olunmamalı. Hayata geçirilmiş ve geçirilmesi planlanan tüm gelişmelere at gözlükleriyle değil de geniş bir perspektifle bakılmalı ki insanın ufku açılsın. Özgenç; özelleştirme yaptırmam, köprüyü sattırmam, nükleer santrale ve köprüye hayır mantığıyla hareket eden zihniyet yani aslında kamu arazilerini işgal edenler, kendi arsa ve arazilerini koruyabilmek için çevreci kesilirler. Bulundukları bölgenin kalkınıp modern hale getirilmesine "mahalleme dokunma diye" karşı çıkarlar. Örneğin; İstanbul Armutlu'dan geçen FSM köprüsüne hayır kampanyaları açılmıştı. İstanbul'un göbeğinde gecekondu rantının sürmesi için kentsel dönüşüme de "hayır" deniliyor. Doğu Karadeniz'de yapımına başlanan Hidro Elektrik Santralleri (HES) çevrecilerin engellemeleri yüzünden arzu edilen kapasiteye bir türlü ulaşamamıştır. Doğu Karadenizin kalkınmasında faydası olacağı bilinen bu yatırımlar körü körüne engelleniyor. KOBİ'lerimiz bölgeye yatırım yapmak için yenilenebilir enerji kaynaklarının peşinde mücadele ederken bu tür anlamsız karşı çıkışlarla şevkleri kırılmamalıdır. KOBİDER Başkanı Özgenç; Enerji üretme amaçlı barajların ve HES'lerin önü açılmalı, Allahın bahşetmiş olduğu yeşilliğe ve yarattığı canlılara zarar vermeyecek “temiz enerji" üretilmeli, vadiler, dereler ve bozulan ekolojik dengeler aslına uygun hale getirilmeli. |
Geri Dön |
|
|
|
Güncel Haberler |
|
|
Reklamlar |
|
|