Dolar'da Yükseliş Beklemeyin
Zamanında 1 dolar = 1.7 YTL, ya da 1 dolar= 1.6 YTL'den, hatta 1 dolar= 1.40 YTL’den döviz alanlar, boşuna doların değer kazanmasını beklemesinler.
Bu şartlarda dolar değer
kazanamaz ve onların
zararları da "kısa
vadede" asla
karşılanamaz. Çünkü
Türkiye Merkez Bankası,
"yüksek faiz"
uygulamasını kesintisiz ve

“tavizsiz”
sürdürüyor. Onun için,
"kısa vadede" bir kriz
tehlikesi olmadığı gibi,
yurdu terk edecek
yabancıların kaçmasıyla
ortaya çıkacak bir "döviz
tırmanışı" da
beklemeyin. Beklemeyin
çünkü, “kapatma mapatma”
riski de ortadan kalktığı
için, şu an bir "kur
riski" söz konusu değil.
"Kur riski"
söz konusu olsaydı, bizim
anlı şanlı özel sektörümüz
hâlâ bu kadar çok dövizle
borçlanabilir miydi? Onun
için siz de, hesabınızı,
kitabınızı "kısa vadede"
dövizin yükselmeyeceği
üzerine yapınız. Neden
yükselmiyor, onu da
anlatalım.
Kaçan göçen de olsa bizde
döviz bol. IMF'nin
sürekli uyarmasıyla döviz
rezervimiz gayet iyi bir
konuma geldi. Gerçi IMF
bu uyarmaları, "Aman
Türkiye ekonomisi riske
girmesin" diye değil,
"Bana güvenip Türkiye'ye
para getirenlerin canı
yanmasın" diye yaptı ama
şu günlerde, piyasaların
düzenlenmesi için işimize
yarıyor. Merkez Bankası
döviz rezervleri, 25
Temmuz itibarıyla 75
milyar dolar düzeyinde.
Ayrıca bankalardaki toplam
döviz mevduat hesapları,
11 Temmuz itibarıyla
125 milyar 753 milyon dolara
çıktı. Bankaların ve katılım
bankalarının da, toplam
döviz rezervleri ise 55
milyar dolar
dolaylarında. Döviz bu kadar
bol olunca, "Türkiye'deki
tartışmalardan korkup"
yurt dışına çıkış yapmak
için dolar talep edenlerin
karşısına, anında bol
miktarda döviz
çıkarılabiliyor.
Küresel kriz sırasında, bir
ara 1 dolar = 1.25 YTL
düzeyine çıkan doların,
yeniden 1.2'nin,
hatta 1.15’in altına
inmesinde bu "arz
bolluğu" rol oynadı. Bir
zamanlar "70 cente
muhtaç" bir ülke iken,
hem Merkez Bankası'nda
hem de halkında bu kadar bol
döviz bulunmasının nedeni,
uzun zamandır Merkez
Bankası'nın uyguladığı
"yüksek faiz"
politikası.
Şu an dünyadaki en yüksek
faizi biz veriyoruz.
"Yüksek faizin cazibesiyle"
ülkemize neredeyse döviz
yağıyor. Bir ürün ne kadar
çok olursa, fiyatı da o
kadar düşük olur. Bir de
bizim "akıllı" özel
sektör, "faiz madem
Türkiye'de pahalı, ben de
yurt dışından borçlanırım"
diyerek, dışarıdan borç
bulmayı tercih ediyor. Gerçi
Merkez Bankası
şirketleri bir "kur
riski" konusunda
uyarıyor ve "Kur riski
duruma göre içerideki faiz
oranlarından da yüksek
olabilir. Dolayısıyla
dışarıdan borçlanan
firmalarımızın bunun
üzerinde dikkatle üzerinde
durmaları ve hesaplarına
kitaplarına dahil etmeleri
gerekir" diyor ama
Türkiye'deki, "yüksek
faiz" o konuda da
yardıma koşuyor. Reel
sektörün 112 milyar
dolara ulaşan döviz
borcu, ani kur yükselmeleri
karşısında, büyük tehlike
oluşturuyorsa da, sorunu
bizim "yüksek faiz"
politikası çözüyor.
Şirketler, "Eyvah dolar
yükseliyor, borcumuz
artıyor" diye kara kara
düşünmeye fırsat bulamadan,
dışarıdaki yatırımcı
imdadına yetişiyor.
Türkiye'deki, "yüksek
faiz" politikası yine
sihrini gösteriyor.
"Yüksek faiz"den
yararlanmak isteyen yeni
yatırımcı, dolar yükseldiği
için, parasını yüksek
değerden bozdurup piyasaya
girmek istiyor.
Zaten o sırada, "Hazır
dolar yükselmişken, şu
paramı bozdurup daha az
zarar göreyim" diyen
bizim yerliler de piyasaya
girmiş oluyor. Al sana
"bol döviz arzı." Hal
böyle olunca, 1 dolar =
1.15 YTL'ye kadar
düşüyor.
Onun için, siz "yüksek faiz" politikası gündemden çıkmadan, doların yükseleceğini sanmayın. Adı üzerinde, bizim ekonomide egemen olan uygulama, "yüksek faiz- düşük kur" uygulaması.